Henüz Kayıtlı Kullanıcımız Değilsiniz. Forumumun Tüm Özelliklerinden Faydalanabilmeniz için ÜYE olmalısınız.Üstelik üyelik çok kolay ve ücretsiz. Tıklayın!!!

Forum Anasayfa
 Portal Anasayfa  AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi      Sağır Oda Fan CLub / Kayıt AnlaşmasıSağır Oda Fan CLub / Kayıt Anlaşması 
 
HesabınızHesabınız   Kişisel MesajlarKişisel Mesajlar   Oturum AçOturum Aç   
Cevapsız mesajlar
Çağla Kubat Röportajı 2

 
 

Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Forum Anasayfa -> Sağır Oda Haberler
« Önceki başlık :: Sonraki başlık »  
Yazar Mesaj
SCANH
İlgili Üye
İlgili Üye

Kayıt: 07.01.2007
SCANH dürüstçe çaba harcıyor SCANH dürüstçe çaba harcıyor SCANH dürüstçe çaba harcıyor SCANH dürüstçe çaba harcıyor SCANH dürüstçe çaba harcıyor 
Ülke: NULL
   
Mesajlar: 418
Şehir: İSTANBUL

Level: 19
Aktiflik: 1 / 49  
 2%
Seviye: 0 / 840  
 0%
Deneyim: 480 / 480  
 100%


MesajTarih: Mon May 14, 2007 2:12 pm    Mesaj konusu: Çağla Kubat Röportajı 2

Bu forumdaki linkleri sadece kayıtlı kullanıcılar görebilir!
Kayıt olmak içinburayaya da foruma giriş için buraya tıklayınız!


Röportaj GT Magazin Nisan Sayısından Alınmıştır.

İTÜ Makine Mühendisliği’nden derece ile mezun oldu. Avrupa’da rüzgar sörfünde birçok derece aldı. Sağır Oda dizisinde rol alan Çağla Kubat’ın bundan sonraki oyunculukta da adını duyurmak.

Rüzgar sörfünde Türkiye ve Avrupa şampiyonluklarıyla büyük bir başarıya imza atan 2002 Türkiye ikinci güzeli Çağla Kubat, kısa bir süre mankenlik yaptıktan sonra televizyonun sihirli dünyasına adım attı. Önce sabah, ardından spor haberleri sunan güzel sporcu, “Günlük Yaşam” programıyla milyonların beğenisini kazandı. Son günlerde Kanal D’de yayınlanan ve büyük ilgi gören Sağır Oda dizisiyle oyunculuğa hızlı bir giriş yapan Çağla Kubat ile spor, televizyon ve oyunculuk üzerine konuştuk.



Etkileyici bir öğrencilik geçmişiniz var. Çok mu çalışırdınız?



Gerçekten çok başarılı bir öğrenciydim çünkü çocukluğumdan itibaren üniversite eğitiminin önemi vurgulanarak yetiştirildim. İtalyan Lisesi’nde çok severek okudum ve çok çalışkan bir öğrenciydim. Annem İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nde profesör olduğu için ben de İTÜ’de okumayı çok istiyordum. Sınav sonucunda İTÜ Makine Mühendisliği bölümünü kazanınca çok mutlu oldum ve keyifle okudum.

Spor yapmaya öğrencilik döneminde mi başladınız?



Önce ilkokulda lisanslı olarak yüzdüm. Bir süre sonra çok monoton geldiği için yüzmeyi bırakıp basketbola başladım. Lise yılları boyunca basketbol oynadım ve takım kaptanlığı yaptım. Ama okul ve basketbol birlikte çok zor gidiyordu. Galatasaray Yıldız takımında oynuyordum ve okul sonrası antrenman için Beyoğlu’ndaki tesislere gidiyordum. Evimse Fenerbahçe’deydi, gerçekten çok yoruluyordum. Derslerime çok önem verdiğim için ikisini birlikte yapamayacağıma karar verdim.

Sörfe ilginiz bu dönemde mi başladı?



Basketbol oynarken bir yandan da sörf yapmaya ve bunu sevmeye başlamıştım. Sörfün basketbol kadar yoğun bir antrenman temposu yoktu, ben de hem okul hem sporu birlikte yürütebilirim düşüncesiyle rüzgar sörfüne devam ettim. Üniversite süresince, okulun rüzgar sörfü takımı olmadığı için bireysel olarak bu sporu sürdürdüm.

İTÜ Makine Mühendisliği’ni bitirdikten sonra
eğitiminizi devam ettirmeniz için yurt dışından teklif almışsınız…



Mezun olduğumda, okulda ilk 30 öğrenci arasındaydım. İTÜ Makine Fakültesi dekanı ve fakülte yönetim kurulu tarafından California State Üniversitesi Makine Yüksek Lisans programı için tavsiye edildim. Amerika’da spor ve okulu bir arada yürütebilmeye çok önem veriyorlar, bu yüzden beni kabul ettiler. Ama televizyon dünyasında şansımı denemek için bir süre bu teklifi ertelemeye karar verdim.

Bu teklifi günün birinde değerlendirmeyi düşünüyor musunuz?



Zannetmiyorum. Haber spikerliği, spor spikerliği, spor ve sağlık programı
yaptım, şimdi ise oyunculuk yapıyorum. Kesin emin olduğum şey, artık bu noktada ilerleyeceğim. Makine mühendisliğini staj dönemleri dışında hiç yapmadım, bundan sonra da yapmayı düşünmüyorum.

Rüzgar sörfü ile aldığınız derecelerden bahseder
misiniz?



1999’dan itibaren rüzgar sörfüne ağırlık verdim. 2000 yılında bayanlar
kategorisinde Türkiye üçüncüsü, 2001, 2002, 2004’te Türkiye ikincisi, 2003’te “Funboard” sınıfında Türkiye birincisi, erkek-bayan karışık kategorideki “Formula” serisinde Türkiye üçüncüsü oldum. 2005 yılında bayanlarda Türkiye Slalom Rüzgar sörfü şampiyonluğunun ardından, Avrupa Slalom Rüzgar Sörfü Şampiyonası’nda bayanlar kategorisinde birinci olarak, bu dalda ülkemize ilk uluslararası başarıyı getirmiş oldum. Şimdi de Türkiye şampiyonluğunu kaybetmemek için çalışıyorum.

Olimpiyatlara ve Dünya Şampiyonası’na katılacak mısınız?



Katılmak için çalışıyorum. Bir sporcunun olimpiyata katılabilmesi, federasyonun kararına bağlı. Bir sporcu Türkiye şampiyonu olabilir ama yaşadığı bir olay yüzünden federasyon tarafından olimpiyatlara götürülmeyebilir. Ya da bazı sporcular rüzgarlı havada iyidir bazıları daha az rüzgarlı havada. Yarışların yapılacağı ülkenin durumuna kimin gideceğine karar verilir. Ben şu ana kadar federasyonun zorunlu kıldığı bütün yarışlara ve kamp programlarına katıldım. O
yüzden bir problem yaşayacağımı sanmıyorum. Türkiye Şampiyonu olduğum için gitmeye en yakın aday benim, bu amaçla hazırlanıyorum ama son anda bir değişiklik olabilir ve başka biri de gidebilir.

Olimpiyatlara katılmanız durumunda şansınızı nasıl görüyorsunuz?



Türkiye’de, Olimpiyat konusundaki rüzgar sörfü ile hız sörfü (funboard) olarak iki kategori var. Tek kategoride yarışmıyoruz biz. Yurt dışında olimpik sınıfa hazırlananlar özel olarak bunun için maaş alıyorlar. Ben olimpiyatlara katılsam bile, orada yapabileceğim en iyi derece, katılan 50 yarışmacı arasında ortalarda olmak olabilir. Çünkü gerçekten çok iyi hazırlanıyorlar, çok iyi antrenörleri var, bizde bu imkanların hiçbiri yok.

Siz hangi kategoride yarışacaksınız?



Şu anda ikisinde de Türkiye şampiyonuyum ve ikisinde de yarışabilecek gibi
hazırlanıyorum. Ama uluslararası alanda başarı sağlayabileceğim hız yarışına
daha çok önem veriyorum. Olimpiyatı çok da dert etmiyorum, benim asıl hedefim, hız sınıfında Dünya ve Avrupa Şampiyonaları’nda derece almak.

Eğer beş dakika oturuyorsam bir gariplik varmış gibi hissetmeye başlıyorum



Çok yoğun bir tempoda yaşıyorsunuz. Buna nasıl dayanıyorsunuz?



Annem bana “Çağla, senin beş dakika sakin oturduğun olmuyor mu?” der. Gerçekten de, eğer beş dakika oturuyorsam bir gariplik varmış gibi hissetmeye başlıyorum. “Acaba bir şey mi unuttum? Nasıl oldu da ben oturuyorum” diyorum ve sanki bir
suç işliyormuşum gibi geliyor. Uzun yıllardır çok yoğun bir iş tempom var. Şu
sıralar Sağır Oda dizisinde oynuyorum ve haftanın üç günü sabah 09.00’dan gece
24.00’e kadar çalışıyoruz. Onun dışındaki günlerim boş ve ben her boş bulduğum
günde sörfe gitmeye çalışıyorum. Ama hangi günler olduğu önceden belli değil,
mesela “Cuma gününe kadar çekimin yok” diyorlar, ben de atlayıp Çeşme’ye
gidiyorum ve antrenman yapıyorum.

Peki ne zaman dinleniyorsunuz?



Herkesin dinlenip iyi vakit geçirdiği şeyler vardır. Ben sonuçta sörf yaparken
de, oyunculuk yaparken de, program hazırlarken de çok iyi vakit geçiriyorum.
Zaten monoton olmayan, devamlı değişen bir işim var, dolayısıyla da sıkılmıyorum
ve belki de onun için bir dinlenme sürecine ihtiyaç duymuyorum.

Spiker olarak kendinizi nasıl buluyorsunuz?



Haber spikeri olarak kendimi iyi bulmadığım için ayrıldım zaten. Ben haber
spikerliği yaparken belli bir noktadan sonra onun üzerine çıkamamaya başladım.
Bunun nedeni de, haberlerde sadece yüzünüz görülüyor. İstediğiniz zaman gülme,
ifade verme gibi bir şansınız yok. Ciddi ifadenizin çok iyi ve güzel olması
gerekiyor. Sırf yüzünüze odaklanmış bir iş olduğu için, küçücük bir tekleme,
durma hemen dikkat çekebiliyor yani hiç hata kaldırmayan bir iş. Haber
spikerliği bu işler arasında en zor olanı ve en son yapılması gerekeni. Fatih
Altaylı bana çok güvendiğinden Kanal D’nin sabah haberlerini sunmam için teklif
yapmıştı ama benim için biraz erkendi aslında. Ben bu konudaki eğitimi haber
spikerliği yaparken alıyordum, dolayısıyla kendimi yetersiz buluyordum. O yüzden
de bıraktım.

Ya program sunuculuğu?



Benim sohbet eden, gülümseyen, rahat konuşan ifadem daha iyidir ekranda.
Doğaçlamada çok daha başarılıyım. Mehmet Barlas ve Mesut Yar’la farklı
zamanlarda yaptığım “Başka Yerde Yok” zaten sohbet programıydı ve çok
seviyordum. NTV’deki “Günlük Hayat” ise çok güzel bir spor-sağlık programıydı
ama ne yazık ki devam etmedi. Daha sonra bambaşka bir program sunmayı beklerken,
ona zaman ayarlanamadığı için “Ana haber sonrası spor haberleri çok önemli, sen
onu sun” dediler ve ben hiç istemediğim halde yine haber spikerliği yaparken
buldum kendimi. Hep değişecek diye bekledim. “Senin istediğin gibi bir program
yapıyoruz” dediklerinde ise sörfe ağırlık vermem gereken bir döneme girmiştim.


Sağır Oda dizisi nasıl ortaya çıktı?



NTV ile tüm bunları yaşadığım sırada Cüneyt Özdemir ve Timur Savcı’dan Sağır Oda
için teklif geldi. Oradaki “Duru” karakteri çok hoşuma gitti. Yönetmeni,
senaryosu ve oyuncularıyla müthiş bir projeydi. Oyunculuğa çok doğru kişilerle
başlamış olacaktım.

Oyunculukta çok zorlandınız mı?



En başta çok zorlanıyordum. Acaba diğer oyuncular benim için “Sen de nereden
çıktın? Karşımda ne saçmalıyorsun? diye düşünüyorlar mı diyordum ve çok
endişeleniyordum çünkü eğitimini almadığım bir konuydu. Ama hepsi bana çok
anlayış gösterdi. Çok tatlı, çabuk uyum sağlayan, esnek ve hiçbir konuda sorun
çıkartmayan, verici insanlar. Bildiklerini kendilerine saklamıyorlar, hatta
soruyorsanız ve almaya açıksanız çok daha fazlasını veriyorlar. Ben bu kadarını
beklemiyordum, çok şaşırdım. Hatta yengemi oynayan Zeynep Kumral, evime gelip
özel olarak çalıştırdı beni. Onlar sayesinde yaptığım işten çok keyif alıyorum.

Oyunculuğunuz konusunda nasıl eleştiriler alıyorsunuz?




Eleştiriler giderek değişiyor. Ben başlarda hiç yapamayacağımı düşündüğüm için
çevremdeki insanları hazırlamıştım. O yüzden de ilk zamanlar “O kadar kötü
değil” diyorlardı. Şimdi ise “Gittikçe açılıyorsun, bayağı iyileşiyorsun”
diyorlar. Dizide şu var, bazen çok iyi oynadığınız bir plan önce genel
çekiliyor, sonra aynı sahne bu kez yakın plan çekiliyor. Her defasında aynı şeyi
tekrarlayabilmek de çok zor. Biri bir hata yaptığında da tekrar tekrar
çekiyorsunuz. Bir süre sonra o duygu tekrar olmaya başlıyor ve bunun için de çok
iyi oyuncu olmak gerekiyor.

Duru karakterini kendinize yakın buluyor musunuz?



Ben daha çok kendimi oynuyorum orada, onun için de işim kolaylaşıyor. Zaten
özellikle böyle bir rol seçtim. Mesela akıl hastası gibi zor bir karakteri
oynayamazdım. Ya da sit-com’larda resmen yeni bir karakter oluşturuyorsunuz.
Öyle teklifler gelseydi kabul etmezdim.



Kişilerin gerçek oyuncu olup olmadığını dizide anlayamazsınız



Türkiye ikinci güzeli seçilmenizin iş yaşantınıza
olumsuz etkileri oldu mu?



Yarışma sonrasında ben aslında çok az modellik yaptım. Toplasanız on defileye
çıkmamışımdır. Hiçbir zaman profesyonel bir model olmadım çünkü öyle bir sürece
giremedim. Ama modellikten oyunculuğa geçti diye tepkiler geliyor, sadece benim
için değil, bir sürü insan için geçerli bu. Neden böyle bir tepki var
anlamıyorum. Dizi oyunculuğu tiyatro oyunculuğu gibi değil ki. Siz kötü
oynuyorsanız montaj sırasında karşınızdaki yüzü koyuyorlar, gayet basit.
Kişilerin gerçek oyuncu olup olmadığını dizide anlayamazsınız bana göre. Ama
insanlar çok dert ediyor “O şuradan geldi” diye. Aslında ona bakılırsa ben
makine mühendisliğinden geldim. Bence önemli olan insanın kendini geliştirdiği
işi yapması. “Modellikten haber spikerliğine geçti” diye eleştiriler de aldım.
“Keşke daha uzun biri eğitim sürecinden sonra bu yapılsaydı” diyebilirlerdi.
Herkes haber spikerliği yapamaz, çok büyük bir yetenek gerektiriyor, bunu ben de
gördüm. Kimin nereden geldiğinin önemi yok, ne kadar çalışıp da oraya geldiği
önemli.

Bundan sonrası için neler planlıyorsunuz?



Televizyona devam edeceğim. İçinde mutlaka sağlık ve diyetle ilgili bir şeylerin
de olacağı, ekstrem sporlar programı yapmayı hedefliyorum. NTV’de yaptığıma çok
yakın bir program aslında düşündüğüm ama salon sporlarını değil de, daha çok
ekstrem sporları kapsayacak.

Evlilik planlarınız var mı?



Şu anda öyle bir planım yok, başka hedeflerim var. Çocuk olmadıkça evliliğe
gerek duymam diye düşünüyorum. Ama ileride çocuk sahibi olmaya karar verdiğimde
evlilik de olabilir tabii.

Çocukları seviyor musunuz?



Tabii. Mesela kuzenlerimi çok seviyorum ama etrafımda gördüğüm her çocuğa özel
bir sevgi duymuyorum açıkçası.

Tempo dergisinin bir anketinde 12 estetik cerrah
tarafından estetik açıdan en güzel kız seçilmişsiniz. Bunu duyduğunuzda neler
hissettiniz?



O yarışmada güzellikle ön plana çıkmamışım, o çok hoşuma gitti. Şebnem Scheffer
ikinci olmuş. Kendisiyle tanıştım ve kesinlikte benden daha güzel olduğunu
düşünüyorum. O seçim yapılırken bence güzelliğe bakılmamış, çünkü bütün
doktorlar Çağla Kubat spor yapıyor, genç kızlarımıza iyi örnek oluyor diye
düşünerek oy vermişler.

2006 Kış Olimpiyatlarında olimpiyat meşalesi taşıyan 10
sporcu arasında siz de vardınız. Neler hissettiniz?



Ben önce Türkiye’deki olimpiyat koşusuna katıldım. Sonra da Samsung’un
sponsorluğunda, Türkiye’den seçilmiş 10 kişi arasında İtalya’daki koşuya
katıldım. Olimpiyat duygusu çok farklı, insanların orada birleşmiş olması,
birçok sporcuyla tanışmak…Çok keyifli bir geziydi. Sonuçta bu koşu için
Türkiye’nin başarılı insanları arasından seçilmiş olmak da çok gurur vericiydi.








Sponsorluk gelişmeden

Türkiye’de spor gelişmez





Türkiye’de spor ve sporcular yeterince destekleniyor mu
sizce?



Türkiye’de spora ilgi var ama sporda sponsorluk konusunda büyük bir eksiklik
olduğunu düşünüyorum, sporcular desteklenmiyor. Tamam “Çok spor var, hangi
birini destekleyelim” gibi düşünceler olabilir ama, çok firmayla konuştum, bana
sordukları ilk şey, “Bunun bize desteği ne olur? Medyada ne kadar görüneceğiz?”
oluyor. Bunu böyle düşünmemek lazım. Şirket olarak belirli bir noktadaysan,
ülkenin bir sporcusunu desteklemek bence sosyal bir sorumluluktur. Hem bir geri
dönüşü olmasını istiyorsan, sponsorluğa verdiğin kadar para vererek organizasyon
yapacaksın ki, sponsor olduğun sporcuyla medyada görün. Ben insanlara örnek
veriyorum, diyorum ki “David Beckham’a da sponsor olunuyor. Ama ona
verdiklerinin üç katı kadar para harcayarak reklam çekiyorlar, ilan verip,
organizasyon düzenliyorlar.” Türkiye’de bu kavram yerleşmemiş. Sponsorluk
kavramının biraz gelişmesi gerekiyor ki Türkiye’de sporcular başarı elde
edebilsin.

Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    Forum Anasayfa -> Sağır Oda Haberler
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Benzer Başlıklar
Başlık Yazar Forum Cevap Tarih
Yeni mesaj yok Necati Şaşmaz'ın Habertürk Kanalındak... .S.A.B.O.C.E.S. Kurtlar Vadisi Pusu Fan Club 7 Sat Aug 25, 2007 9:05 am Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Çağla Kubat: Güzel Dahi = Kuzey Rüzga... .S.A.B.O.C.E.S. Sağır Oda Dizi Ekibi 0 Mon Aug 20, 2007 3:04 pm Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Cagla Kubat & Orhan Kilic Wallpap... .S.A.B.O.C.E.S. Sağır Oda Walpaper / DuvarKağıtları / Çalışmalarımız 11 Fri Jun 22, 2007 7:42 pm Son gönderilen mesajlar
Bu başlık kilitlenmiştir; cevap yazamaz, mesajları değiştiremezsiniz Cagla kubat Sagır odadan ayrıldı Sabotaj Sağır Oda Dizi Ekibi 1 Sat May 26, 2007 5:34 am Son gönderilen mesajlar
Yeni mesaj yok Çağla Kubat sörf için diziden ayrıldı SemihCabalar Sağır Oda Haberler 10 Fri May 25, 2007 2:51 pm Son gönderilen mesajlar
Sayfanın En Üstüne Çıkmak İçin BURAYA TIKLA !



Bu forum phpBBTabanlıdır.
Özenti Değil Alın Teri..
(All right reserved Sagiroda-fan.com)Copyright © 2006-2007
Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Sağır Oda-Fan'a aittir.
Materyallerimizin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Sitemizde yer alan yazıların telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir.
Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yazınız bulunuyorsa ve kaldırılmasını istiyorsanız lütfen İletişim  bölümünden irtibata geçiniz.
Yönetim ve Webtasarım SABQCES tarafından yapılmaktadır.
Taklitlerimizden Sakının diğer sitemiz www.cesurturk.org dir.
(( Gücümüzü Türk devletini kuran asil Türk ırkından alıyoruz ))
Site Map  Urllist  Sitemap site  RSS seo dizi




Aspen health directory directoryx submitlink Aspen health adult hikaye sikiş videoları porno videoları erotik hikaye erotik hikaye sikis video porno videolari bedava porno porno hikayeleri hikaye seks hikayeleri sikis hikayeleri sikis hikayeleri porno izle