| « Önceki başlık :: Sonraki başlık » |
| Yazar |
Mesaj |
moonlightYeni Üye

 Kayıt: 06.04.2007
Ülke: NULL Mesajlar: 26 Şehir: OSMANİYE
Level: 3
 
|
Tarih: Fri Apr 06, 2007 5:19 pm Mesaj konusu: |
|
|
Paylaşımın için saol _________________ ***M_O_O_N_L_İ_G_H_T*** |
|
 |
|
60tayfun60Yeni Üye

Kayıt: 06.04.2007
Ülke: turkey Mesajlar: 2 Şehir: denizli Meslek: Öğrenci
Level: 1
 
|
Tarih: Fri Apr 06, 2007 8:11 pm Mesaj konusu: |
|
|
bilgi için ssaol _________________ tdemirkol |
|
 |
donyalcinoYeni Üye

Kayıt: 28.09.2006
Ülke: NULL Mesajlar: 26
Level: 3
 
|
Tarih: Sat Apr 07, 2007 1:09 am Mesaj konusu: |
|
|
ama benim yazdiklarima cevap verilmemis. ben almanyadan biriyim ve türk tarihini okuldan degil kitaplardan, ve arastirma sonucu ögrendim ve ögreniyorum. ben kesinlikle söyleyebilirimki ittihat ve teraki cemiyeti yukarida arkadasimizin söyledigi gibi masonlar gibi hatta onlarin bir alt organisasyonudu. kesinlikle osmanli devletini handedanligi yikmakla görevli idi. fransa ve avrupadan gelmis olmakta olup baslarida ermenci yahudi filandi. simdi bu zaat bu firkaya girmis olabilir ozamanki bircok ahmak gibi. (goya hürriyet getireceklerdi sutanimiz abdülhamit han hazretlerini yikip) ama sonrasi dönmüsse cok iyidir ama yukarida sarayi filan basan yaziyor onun icin. biraz böyle bakalim bu konuya. yazik bu asil milleti ne hale soktular degil sokulduk yüzde yetmis seksen bizde sorumluyuz!!! |
|
 |
pusat07Kategori Moderatörü

 Kayıt: 06.11.2006
Ülke: turkey Mesajlar: 77 Şehir: Antalya
Level: 7
 
|
Tarih: Mon Apr 09, 2007 6:56 am Mesaj konusu: |
|
|
Ömer Naci (1878 İSTANBUL-1916 KERKÜK)
İttihat ve Terakki ileri gelenlerinden. Asker, siyâset adamı. Doğum yeriyle anne ve babasının kimlikleri bilinmemektedir. Askerî künyesinde doğum târihi 1878 yazılıdır. Anne ve babası küçük yaşta öldüğü için Beylerbeyili Defterdar Cemal Beyle eşi Hayriye Hanım tarafından büyütüldü. Küçük yaştan îtibâren husûsî bir tahsil gördü. Arapça, Farsça ve Fransızca dersler aldı. Cemal Bey, Ömer Nâci’nin sivil hayatta ilerlemesini istediği hâlde, o, askerliği tercih etti.
10 Şubat 1902’de Harbiye’den mülâzım (teğmen) olarak mezun oldu ve Üsküp civârında Preşova’da bulunan bir kıt’aya tâyin edildi. 1903’te, kumandanı olan Edirneli Binbaşı Mehmed Ali Beyin kızı Emine Hanımla evlendi. 1905’te Jandarma teşkilâtını düzenlemek üzere vazîfelendirilen İtalyan Generali Georgi Paşanın yâveri ve tercümanı olarak tâyin edildi. Selânik’e gelerek yerleşti. Burada Çocuk Bahçesi adlı haftalık mecmuada yazılar neşretmeye ve pâdişâha karşı siyâsî faâliyetlerde bulunmaya başladı. 1906’da İttihat ve Terakki Cemiyetinin kuruluşunda bir mühim dönüm noktası teşkil eden Osmanlı Hürriyet Cemiyetinin kurucuları arasında yer aldı.
Devlete ve pâdişâha karşı giriştiği yıkıcı faaliyetleri sebebiyle tâkibâta uğrayınca, 1907’de Paris’e kaçtı. Paris’e vardıktan sonra, Şûrâ-yı Ümmet dergisinde imzâsız yazılar neşrederek Parisli Jön Türk çevrelerinde sevinçle karşılandı. Osmanlı Hürriyet Cemiyetiyle Vatan ve Hürriyet Cemiyeti adlı iki kuruluşun Pâris’te Ahmed Rızâ Beyle yaptıkları müzâkereler netîcesinde, tek bir adla Terakki ve İttihat ve en son İttihat ve Terakki Cemiyeti hâlinde birleşmesinde önemli rol aldı.
Meşrûtiyetin îlânından önce Rusya yolu ile Kafkasya’ya oradan da İran’a geçti. İttihat ve Terakki'nin hatiplerinden olan Ömer Nâci, Van’a geçerek devlet ve pâdişâh aleyhindeki faaliyetlere katıldı. Bâbıâli’nin tâkibinden kurtulmak için tekrar İran’a döndü. İran Âzerbaycanı’nda bir Türk şehri olan Hoy’da kalmaya karar verdi. Bu şehirde Sırat-ı Müstakîm adında bir mecmua çıkaran Mirzâ Saîd’le buluştu. Paris’te tahsil görmüş olup oradaki Jön Türklerle münâsebet kurmuş olan Mirzâ Saîd, Ömer Nâci’yi Sırat-ı Müstakîm adındaki mektebine müdür yaptı. Bu müdürlüğü sırasında Farsça lisanını ilerletti. Bir taraftan da Âzerbaycan şîvesi ile nutuklar verdi.
İran Âzerbaycanı’nda ünlüler arasına girdi. İran’da meydana gelen karışıklıklar üzerine dergisi ve mektebi kapanan Mirzâ Saîd’le birlikte çete teşkil ederek dağlara çıktı. Bir müddet çetecilik yaparak dağlarda yaşadılar. Bir gün, İran Şâhı’nın kuvvetli bir tâkip kolu ile çarpışmak zorunda kaldılar. Ömer Nâci, birkaç arkadaşı ile birlikte yakalandı. Tutuklanarak Tahran’da hapsedildi.
1908 Temmuz’unda Türkiye’de meşrûtiyet îlân edildikten sonra, İttihatçıların araya girmesiyle serbest bırakılan Ömer Nâci, Ermeni Taşnak çete reislerinden Aşhan, Murâd ve Mirzâ Saîd’le birlikte Muş’a geldi. Buradan Erzurum’a giderek İttihat ve Terakki'nin doğuda teşkilâtlanması için çalıştı.
Meşrûtiyetin duyurulması ve anlatılması için halk kitleleri, gençler, askerler arasında Anadolu ve Rumeli’de yurdun dört bucağında nutuklar, konferanslar, müsamereler, mitingler düzenleyen İttihat ve Terakki hatiplerinin başında yer alan Ömer Naci, Trablusgarb Savaşına gönüllü olarak katıldı. İkinci dönem meşrûtiyet meclisinde İttihat ve Terakki Partisi Kırklareli Mebûsluğu yaptı. 23 Ocak 1913’te İttihat ve Terakkinin Kâmil Paşa hükümetine karşı düzenlediği kanlı Bâbıâlî baskınında önemli rolü oldu. Babıâli baskınını yapma karârının alındığı toplantılara katıldı. Baskın sırasında ise, baskıncıların en önünde yer aldı. Bâbıâlî önünde yaptığı bir konuşma ile o zamânın romanlarına konu oldu.
1916 senesine doğru, İttihat ve Terakki mensupları arasında başta bulunanlara karşı başlayan hareketin içinde yer aldı. İttihat ve Terakkinin başında bulunanlar, ona fenâ bir muâmele yapmaktan çekindiler. Yalnız İstanbul’dan ideâline uygun bir vazîfeyle uzaklaştırmayı düşündüler. Irak yolu ile tekrar İran içine giderek, oradaki Türkleri ayaklandırma vazîfesini verdiler. Aradan birkaç ay geçtikten sonra, Kerkük’te tifüs hastalığından öldü. Orada defnedildi. Mısır Vâlisi Haydar Beyin teşebbüsüyle Kerkük’te Ömer Nâci adına bir anıt yaptırıldı.
Ömer Naci İranlı devrimcilerin piriydi
Teşkilat-ı Mahsusa'nın İran-Kafkas bölgesindeki önemli eylemcilerden biri Ömer Naci'ydi. İkinci Meşrutiyet ilan edilmeden önce İran'a meşruti bir rejim için çalıştı, çetecilik yaptı, tutuklandı. Güney İran'da, Anayasacılığı savunan devrimci grupların Ömer Naci'yle sıkı ilişkileri vardı. Bu ilişkiler İttihat-Terakki Hükümeti döneminde de sürdü. İran'da ipten dönen Ömer Naci, Cihan harbinde, İran Azerbaycan'ını ayaklandırmaya çalıştı. Emrindeki birlikler Türk ve Kürtlerden oluşuyordu. Komutasındaki birlikler Ocak 1915'de Tebriz'e girdi. İran'da Hüveyze ve Ahraz'a girerek petrol borularını havaya uçurdu. 1916'da Musul'a geçen Naci'nin gönüllü birlikleri Urmiye civarında Ruslara büyük kayıplar verdirdi. İran'daki Bahtiyari aşiretini İngilizlere karşı ayaklandırmaya çalışan Ömer Naci, tifüse yakalanarak Kerkük'te vefat etti. Naşit Hakkı Uluğ, 1969'da Yeni Gazete'de "Kutsal Cihat" başlıklı tefrikasında şöyle diyordu: "İslam Birliği adlı İran derneği, İttihat ve Terakki'den teşvik görüyordu, Türk ileri gelenleri Sünnilik ve Şiilik gibi mezhep farklarına önem vermeyerek, Türkiye, İran ve Afganistan'ın büyük bir maksat uğrunda birleşmelerini mümkün görüyorlardı. Bu sebeple Meşrutiyetin ilanından sonra idealist bir subay ve şair olan Ömer Naci, yanına verilen birkaç komitacı ile birlikte İran'a dalmıştı. İttihatçılar için İran'daki ırkdaş ve dindaşlara yaklaşmak dayanılmaz bir arzu olmuştur. Göçebe oymaklar Irak sahrası ile İran yaylası arasında gidip geliyordu." Uluğ'un sözünü ettiği İslam Birliği Derneği, Ömer Fevzi Bey'in kurulmasına ön ayak olduğu Defa-i İslam'dı.
Tarkan'ın dedesi Kafkas cephesinde
Ömer Naci hakkında kitap yazan Dr. Fethi Tevetoğlu'nun babası Ali Dursun Kaptan, Teşkilat-ı Mahsusacı Ömer Naci ile birlikte Kafkas-Doğu cephesinde 5 yıl çalıştı. Ali Dursun Kaptan, Kurtuluş savaşının da tescilli denizçi kahramanlarından. Ali Dursun Kaptan, pop star Tarkan'ın da dedesi oluyor. Dr. Fethi Tevetoğlu (Tarkan'ın büyük amcası), MHP lideri Alparslan Türkeş ile birlikte 1944'deki Türkçülük-Turancılık Davası'nda yargılandı. Türkeş ile birlikte Tabutluk denilen hücrelerde yatan bir üsteğmendi. Eski Samsun senatörü Tevetoğlu'nun pek çok kitabı var. Babası'ndan Ömer Naci'nin menkıbelerini dinleyen Dr. Tevetoğlu, "Ömer Naci bu bölgede bir avuç fedai müfrezesi ile öyle korkunç baskınlar, öyle tesirli hücumlar yapmış ve başarmıştır ki, adının duyulması darda olan Türklere ferahlık, düşmana ise büyük korku getirirmiş" diyordu. Ömer Naci'nin ölümü, Milli Ajans'ın Kerkük mahreçli haberinde şöyle yer alıyordu: "Hürriyet ve Meşrutiyetin teessüsü gayesine hayatını, ruhunu feda ile bu yoldaki mücadeleleriyle ınkılap tarihimizde pek yüce bir ad ve yer kazanmış olan Türk vatanseveri Hatib-i Şehir Ömer Naci Bey, İran'daki Ruslara galebe çalan Türk bayrağı altında mücadelesine devam ettiği bir sırada tifüs hastalığına yakalanarak tedavi edilmek için naklolunduğu Kerkük şehrinde şehitler katına uçmuştur." _________________ Söylesem Tesiri Yok, Sussam Gönül Razı Değil...! |
|
 |
murat_18Yeni Üye

 Kayıt: 05.01.2007
Ülke: NULL Mesajlar: 11 Şehir: hayaller ülkesi Meslek: Öğrenci
Level: 2
 
|
Tarih: Mon May 14, 2007 9:24 am Mesaj konusu: |
|
|
saolun arkadaşlar paylaşımlarla bizi bilgilendirdiğiniz için _________________ HiÇ BiR Şey GöRüLdÜğÜ GiBi DeĞiLdİr... |
|
 |
murat_18Yeni Üye

 Kayıt: 05.01.2007
Ülke: NULL Mesajlar: 11 Şehir: hayaller ülkesi Meslek: Öğrenci
Level: 2
 
|
Tarih: Mon May 14, 2007 9:24 am Mesaj konusu: |
|
|
saolun arkadaşlar paylaşımlarla bizi bilgilendirdiğiniz için _________________ HiÇ BiR Şey GöRüLdÜğÜ GiBi DeĞiLdİr... |
|
 |
ARASDAGLlForumdan Atıldı.

 Kayıt: 10.06.2007
Ülke: NULL Mesajlar: 15 Şehir: Siverek Meslek: Radyo, Televizyon ve Sinema
Level: 2
 
|
Tarih: Thu Jun 14, 2007 9:36 am Mesaj konusu: |
|
|
Saol Güzel bilgiler. _________________ Gµndµz IZOL |
|
 |
Sayfanın En Üstüne Çıkmak İçin BURAYA TIKLA !
|